Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php on line 518

Warning: session_start(): Cannot start session when headers already sent in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/agp-core/classes/persistence/session/Agp_SessionAbstract.class.php on line 10

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php:518) in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/classes/UserOptions.class.php on line 90
DİLİ OLMAYAN!.. « Kuantum Sezgi

Bu Sayımızdaki Makaleler:

DİLİ OLMAYAN!..

Somutu da soyutu da ifade eden dildir.
Düşüncenin görünür ve ispat edilir hale geçişinin aracıdır dil. "Kafdağı" değil de "Kafkasya derseniz puslu hayallerin belirsizliğinden bilinen bir coğrafyanın dağlarına, topraklarına ayak basarsınız. Kafdağı ile Kafkasya aynı mekanın düşsel ve gerçek anlatım varyasyonladır. Ancak ne kadar gerçeğe ve somuta inerseniz inin, Kafdağı’nın mitolojik evreni Kafkasya’yı hiçbir zaman tamamen serbest bırakmaz. Beden Kafkasya ise şayet, ruh Kafdağı’dır. Bu ruhu ifade edebilmek için 100’ü aşkın dil doğmuştur bu çdağlar imparatorluğunda. Arap coğrafyacılar "Cebel-i Elsine" demişlerdir bu bölgeye. Roma imparatorlunun bölgeyi 80 tercümanla gezdiği rivayet edilir.
Yerküre üzerinde, bu kadar çok ve farklı dilin konuşulduğu bu kadar yoğun bir etnik çeşitliliğe sahip Kafkasya büyüklüğünde ikinci bir bölge gösterilemez.
Dil nesiller boyu değerli bir emanet titizliğiyle aktarılır burada. Konuşanı ne kadar az olursa olsun hiçbir dağlı terk etmez dilini.
Öyle diller vardır ki, sarp dağ yamaçlarındaki kartal yuvalarını andıran Kafkas köylerinde, tek bir "aul"da, hatta bazen bir aul’un sadece birkaç hanesinde konuşulur.

1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra yurt dışına çıkan bir Dağıstanlı ressam, Paris’e yerleşir, bir daha  da yurduna dönmez.
On yıllar sonra bir toplantıda rastladığı hemşehrisi Dağıstanlı Avar Şair Resul Hamzatov’a anlatır durumu. Memleketine döndüğünde ressamın yakınlarını arayan Hamzatov, annesinin sağ olduğunu öğrenir. Oğlunun sağ olduğunu öğrenen anne sevinir ve birden sorar:
– Avarca mı konuştunuz?
– Hayır. Çevirmen yardımıyla konuştuk. Ben Rusça, o Fransızca.
Mahzun anne, dağlarda oğullarının ölüm haberini duyan bütün analar gibi peçeyle örter yüzünü. Uzun bir suskunluktan sonra:
– "yok, Resul" der, "senin yanlışın var. Benim oğlum çoktan ölmüş. O senin dediğin benim oğlum değil. Benim oğlum anasının kendisine öğrettiği dili unutamaz."

Leave a Reply