Bu Sayımızdaki Makaleler:

DİSİPLİNE HAYIR!


Üniversitenin son sınıfına erişen kişilerin içini; artık az bir süre sonunda hayata karışacakları, para kazanacakları fikri ve heyecanı sarar. Tabii bu dediğim mezuniyet sonrasında rahatça iş bulabilecek mutlu azınlık için. Aslında teknoloji ile birlikte çalışma hayatının da şartları değişti.
Devlette çalışacakların (memur olarak) girmesi zor olsa da, çıkması daha doğrusu çıkarılması imkansıza yakın olduğundan daha cazipmiş gibi gösterilmekte..
Buna karşın özel sektörde çalışma şartları, sağlanan olanakların sınırları her gün daha da genişletilmekte… Teknolojik imkanların sunulduğu, çalışma mekanlarının rahat ve eğlenceli hale dönüştülülmesi ile çalışmada yüksek verim alınacağı düşüncesi hakim oldu.
Genellikle yaş ortalamasının 30-40 arası tutulduğu, hatta takım çalışması yapılan yerlerde bunun 28-29’a indirilmesi ile dinamik bir iş gücü sağlamakta. Artık sadece üniversite eğitimi almış olmak yetmemekte, bu yarışta önde olmayı sağlayacak faktörleri de toplamak gerekmekte. Yüksek lisans, ikinci fakülte ve bazı sertifika eğitimleri gibi…

Böyle bir eğitimden geçerek gelen elemanlarına işverenler; tercih edilmek için emsallerinden farklı ortamlar sağlamaktalar. Çalışanlarına sinerjilerini destekleyecek mimariye sahip "plaza" tarzındaki binalarda toplantı-spor salonları ve cafelerle özel şirket doktoru gibi imkanlar sunmaktalar. Personelin bu profesyonel ortama uygun olarak  giyimde de klasik kalıplara sıkışmadan şık, modern ve rahat kıyafetlerle gelmesi teşvik görmekte.

Gelgelelim, bütün bunlara rağmen gençlerin pek çoğu tarafından benimsenen, hatta okul sıralarından itibaren hayalini kurdukları başka bir şey var. Belli bir disiplini temsil ettiğinden; sabah kalkıp işe gitmek, orada akşama kadar çalışıp eve dönmeyi asla istemiyorlar. Bunun insanı daraltan, hatta tüketen bir döngü olduğunu ifade ediyorlar.
Hayalini kurdukları tablo; en sevdikleri mekanda (bu bir dağ evi veya deniz kenarı olabilir) kucaklarında laptop’ları kendilerine ulaştırılan işleri yapıp -zamana bağlı olmaksızın- yine internet marifetiyle işverene ulaştırmak. Bunun ederini de banka hesaplarında bulmak… Konuştuğum gençlerin pek çoğunun hayali olan bu resim, onların ideal iş yaşamlarının tarifi.

3G teknolojisinin gündeme geldiği zamanımızda bunun daha da kolay uygulanacağı belli oluyor. Bilgisayarın yoğun olarak kullanıldığı mesleklerden; (özellikle eski) gazetecilerin bunu zaten uygulayan genç meslektaşlarına hoş karşılamadıkları serzenişinde bulunsalar da; zaten pek çoğu bu tarzda (sözde) çalışıyorlar. Emekliliğinde halen gazetecilik yaptığını savunan, bence köşelerinden kalkmadan köşe yazarlığı yapanlar artık gazeteci değildirler!..
Herkesin bomboş fikirlerini ulu orta söylemesi ve  yazılarıyla ortalığı bulandırması  onların büyük yazar olduğunu göstermez.  Tek özellikleri topluma ait değerler ile alay etmek veya kendi fikirlerinin doğruluğunu empoze etme çabası, olanların entellektüel yazar olarak görülmesine yeterli  sebep  olmamaktadır. Küçüğüyle büyüğüyle gazeteci aktif olmalıdır. Olamıyorsa artık balık tutmaya gitmelidir…
Laptop’u kolunun altında  koşturup çalışanlarla, sadece evlerinin odalarında çakılı olanları ayırtetmeli haklarını yememeliyiz. Olayı evinde öğrenen okuyucudur, gazeteci değil.

den

 

 

Leave a Reply