Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php on line 518

Warning: session_start(): Cannot start session when headers already sent in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/agp-core/classes/persistence/session/Agp_SessionAbstract.class.php on line 10

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php:518) in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/classes/UserOptions.class.php on line 90
MEKSİKADAKİ KRİSTALLER « Kuantum Sezgi

Bu Sayımızdaki Makaleler:

MEKSİKADAKİ KRİSTALLER

 

Kristaller Mağarası (Cueva de los Cristales) olarak anılan bu göz kamaştırıcı yerin ortaya çıkışını, Naica maden ocağı içinde, yüzeyin neredeyse 300 metre altında bir keşif tüneli kazan iki madenciye borçluyuz. Peñoles şirketine ait olan Naica, Meksika’nın en üretken kurşun madeni. Aynı ocakta 120 metre derinlikteki Kılıçlar Mağarası’nın keşfedildiği 1910′dan beri daha küçük kristallerin bulunduğu başka mağaralar da ortaya çıkarılmıştı.

Dünyanın dört bir yanından uzmanlar, mağaranın varlığını öğrenince böylesine büyük kristallerin nasıl oluştuğunu çözmeye çalıştı. İşin sırrı kristallerin oluşum sürecindeki olağandışı çevre koşullarında yatıyor. 

“Nasıl olup da bu kadar büyümüşlerdi?” Kurşun ve gümüşün oluşumunda aşılan jeolojik evreler, kristal üretimini de sağlar. Yere düşmüş dikilitaşlar, ışık sütunları, bazıları 1 metre kalınlığında dev kristaller. Yerde ve mağara duvarlarında daha küçük, bıçak kadar keskin, kusursuz kristal yığınları. Selenitten -doğada sık rastlanan yarı şeffaf ve narin bir alçıtaşı mineralinden- oluşan kristaller. Kristallerin büyümesi için muhteşem koşullar. Çoğu mağara ve maden ocağında sıcaklık sabittir ve ortam serindir. Ancak Naica maden ocağında derinlikle birlikte sıcaklık da artıyor. Çünkü bu maden ocağı yüzeyin yaklaşık 1,5 kilometre altındaki bir magma sokulumunun üzerinde yer alıyor.

Mineral içeriği zengin suların yaklaşık 600 bin yıl boyunca mağaranın içine sızmasıyla, kalsiyum sülfat molekülleri tıpkı istif edilmiş tuğlalar gibi dibe çöktü. Önce derinlerdeki bir magma tabakasının yüzeyi zorlayarak fışkırması suları aşırı derecede ısıttı. Ardından yaklaşık bir buçuk milyon yıl önce suyun sıcaklığı düşerek aşağı yukarı 58°C’ye, yani sudaki kalsiyum sülfatın selenit kristalleri oluşturmasına uygun düzeye indi. Suyla dolu mağaradaki koşulların yüz binlerce yıl neredeyse hiç değişmeksizin aynı kalması, kristallerin şaşırtıcı boyutlara ulaşmasını sağladı.

Madenciler 1985 dolaylarında pompalarla ocaktaki su tablasını düşürürken, farkında olmadan mağaradan su çektiler. Böylece suyun dışına çıkan kristallerin büyümesi durdu; oysa suyun dönmesine izin verilmiş olsaydı, kristaller yeniden büyümeye başlayacaktı.

Şu anda mağara yağmacılara ve ocağın havalandırma sisteminin yol açacağı çevre hasarına karşı koruma sağlayan ağır bir çelik kapıyla şirket tarafından güvenceye alınmış durumda. Çok az kişinin mağaraya girmesine izin verilmesinin iki nedeni var. Birincisi, mağara aşırı derecede sıcak ve nemli; özel soğutucu elbiseler giymeden içeriye girenler sıcak çarpmasından ölme riskiyle karşılaşabilir. İkincisi, alçıtaşı çok yumuşak olduğundan, aletlerle, çizmelerle ve hatta tırnaklarla kolayca sıyrık alıp hasar görebilir.

(Bu haber, Naica ve NG sitesinden derlenmiştir.)

 

den

 

 

 

 

Leave a Reply