Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php on line 518

Warning: session_start(): Cannot start session when headers already sent in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/agp-core/classes/persistence/session/Agp_SessionAbstract.class.php on line 10

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/contact-form-by-supsystic/modules/supsystic_promo/mod.php:518) in /home/ftugrul/kuantumsezgi.com/public_html/wp-content/plugins/wcp-openweather/classes/UserOptions.class.php on line 90
RAMAZAN’DA… « Kuantum Sezgi

Bu Sayımızdaki Makaleler:

RAMAZAN’DA…

14 asırdır her yılın bir ayını oruç, tefekkür ve ibadetle daha yoğun olarak geçirme vazifesi giderek yozlaşıyor…
Bu sürenin, kişileri alnı açık,  eli açık, yüzü yüreği ışıklı sözü kavi, özü doğru insanlar yaratması, olanları daha da mutlu kılması beklenir.
Kur’anı rehber edinen bir kavmin torunlarıyız.. Ne yazık ki elinde ve dilinde, gönlünde ve hatta hayatlarında bu prensiplerle yaşayan gerçek kâmil giderek azalmakta….

Her Ramazan’ı vahiyle yapılan yıllık bir sözleşme gibi kabul edenler artık kayboluyor.

Aslında sadece bir dine bağlı olmayan kitaplı dinlerin hepsinin özünde bulunan kurallar sosyal bir kanun niteliğinde…
Din, insanların tasavvurlarını, akıllarını ve şahsiyetlerini inşa eden bir öznedir. Halbuki insanlar şimdi hayatın yakılan, tahrip ve tahrif edilen alanlarını inşa eden birer özne oldular…

Yol gösterici dinin mensupları hayatlarının hangi yatakta akacağını kendileri belirlerdi. Şimdi ise başkalarının belirlediği yataklarda çer çöp gibi akar oldular.
Onlar hayatın, mallarının efendisi değil, kölesi oldular…

En basitinden bir örnek vereyim;
ORUÇ TUTMAK: Nedir bu aç kalma durumu?
Aslında gönüllü olarak belli saatler arasında kendimize tüm haz ve keyif veren olayları  yasaklamamızdır.

AMAÇ: İmkansızlıkları sebebiyle açlık, susuzluk yokluk çekenlerin ne hissettiğini bire bir anlayabilmektir.
Acıkıp, susadığı halde yemeyerek, içmeyerek bu duruma dayanmak...  Ödülü; sonrasında (istediği ölçüde) mahrum kaldıklarına kavuşmak!


Lakin, taklidini yaptığı yokluk, diğerlerinde saatlerle sınırlı değildir. O sürüp gitmektedir…

Buna rağmen acıkmamak için  türlü taktiklerle süslenen beslenme tarzları Dr. ve diyetisyenlerce yazılı ve görsel basında özellikle yer almakta!..
Halbuki maksat acıkması, hem de çok acıkmasıdır. Susaması hem de dili damağı kururcasına susaması… Bir miktar acı çekmesi ama bu duruma katlanması gerekmektedir. O kişileri anlayabilmesi için bu şarttır.

Bununla beraber normal zamandan daha az çeşitte ve miktarda yiyip harcamalıdır!..
Bu süre sonunda arttırdığını da Bayramdan önce muhtaçlara vererek elindekini bölüşmelidir.

Gelgelelim; ramazana bir hafta kala başlayan olağan üstü bir alış-veriş furyası oluşuyor. Çok zengin çeşitte kahvaltılıklar (her zaman yenmeyen -pahallı fiyatıyla- pastırma) özellikle bu ayda tüketilmeye başlanır.
Acıkırım korkusuyla dar zamana sıkıştırılan, aşırı yemelerle hastanelere gidenlerin sayısı  utanç vericidir!

Verilen iftar ikramları ve sair yardımların alenen ve abartılı şekle dönüşmesi de bu dini ekolün çöküşüdür.
Hasılı; ne vaktiyle denen ve uygulananın bu olmadığı bir garip döngünün içinde yuvarlanırken,  özden alabildiğine uzaklaşmış bir tabloyu görüyorum…
Hani nerede, "bir elin verdiğini öbür el görmeyecek.."   "Yardım yapılan kişinin onuru kırılmayacak, utandırılmayacak"  mentalitesi nerede?

Dini inanç kişilerin kalpleriyle, inandığı arasındadır. Vicdana bağlıdır. 3. kişileri ilgilendirmez ve asla sergilenmemelidir.
Güzelliği ve değeri de buradadır.

 

 

 

den

 

Leave a Reply